Toplumsal Mı Normlar? Normlar Mı Toplumsal ?

 🌸 Herkese kucak dolusu sevgiyle geldim. Aranızda beni tanımayanlar varsa ben Şevval. Gelecek yazılarda birlikte yol yürüyeceğimizin umuduyla başlayalım. 

 Norm denildiğinde aklımıza kurallar gelir. Normlar genelde ikiye ayrılır.Yazılı ve yazısız normlarımız. Bir kanıt yerine geçtiği, elle tutulabildiği için yazılı şeylere itaatimiz daha yüksektir. Yazısız normlar genelde gelenek, görenekler,örf,adet, ahlak gibi konuları kapsar.Tabi mahallemizdeki X Teyzemizin istediği profil olmamızı da akrabalarımızın tek tip insana dönüşme çabasını da annemizin komşunun çocuğu şöyle böyle diye kıyaslamasını da kapsar. Daha genel bakarsak kadın dediğin,erkekler şöyle olmalı,dindar biri böyledir,Türk kültüründe yok gibi milyon tane kalıp cümlelerle bezenmiştir. Bir toplumu ayakta tutan mihenk taşları olur kendileri yani. Ne kadar söz uçar yazı kalır dense de yazısız normlar aslında kültürümüzü oluşturan bir bütünden ibarettir. Nesilden nesile aktarılmış, kimisi tıpatıp aynı biçimde dillerden dillere geçmiş, kimisi de kültür etkileşimi ve teknolojik gelişmeler sayesinde bazı değişmelerle yaşatılmıştır. Bazen korkusuzca karşımıza dikilmiş bazense istemeye istemeye ağzımızdan dökülüvermişlerdir. Yazdığımız,çizdiğimiz normlarımız olsa da yazısızların sözü daha çok geçmiştir çoğu zaman.Yasakların cazip geldiği insan doğasında yasa türevi yazılı normlar ise bazıları için görmezden gelinmiş, bazılarına külfet olmuş,bazılarına ise caziplik tanımıyla tam uyuşmuş ve uymamaktan keyif alınmaya başlanmış. Gruplar hayatımızın hemen hemen her bölümünde varlar ve var olmaya devam edecekler. Çoğumuz bir gruba ait olmak isteriz. İş hayatında,eğitim hayatında ya da en basiti ailenin üç çocuğunun bulunduğu grupta kimse oyuna alınmamış ve tek bırakılmış hüzünlü çocuk olmak istemez. Hangimiz hayatında birkede olsa sırf bir yere ait olmak için pek hoşlanmasak da ortak bir plana ya da fikre evet cevabını otomatik vermedik ki. Bazen hayır demek bin dereden su getirmek gibi gelmedi mi. ‘Katılmıyorum' çoğu zaman bizim boğazımızda tıkanıp kalmış bir kelimeden ibaret kaldı.Yalnızca kararlarımızın değil, hayatımızın başrolünde ‘Elalem ne der' direksiyonun başında belirdi. Hayatta çoğu pişmanlığımızı normlar yaşattı belki de bizlere. Normlar tabi ki sadece olumsuz etki bırakmadı. Çoğu zaman bayram ziyaretlerinde bizi bir elin beş parmağı gibi sıkı sıkıya bağladı. Bazen ilkel benliğimizin yani vahşi yönümüzün vereceği kararlarda karşımızda süperego olarak dikildi. Bu kadar insanın bir şehirde,bir ülkede hatta dünyada birlikte yaşayabilmesini de normlara borçluyuz. Yiğidi öldür hakkını yeme demiş atalarımız. Normlar sosyal bir varlık olan insanın zırhıdır. Ne normlu ne normsuz diyebiliriz. Aslında her şey ölçüsünde güzel. Bizi alakadar etmeyen şeylere burnumuzu sokmayarak başlayabiliriz normun içine dahil olmayanlar listesine. Yazılı normların olmadığı yerlerde yazısız normlar aktif olarak geçerli elbette. Ama bu tüm toplumsal normların doğru olduğunu göstermez. Normlar bireyi etkiliyor demiştik.Doğal olarak birey de toplumun bir parçasıysa toplumu da etkilediğini anlamamız çok da zor olmamalı. Normların nihai amacı sosyal kontrolü sağlamaktır diyebiliriz.

Toplumsal kurallar insanın doğru ve uyumlu davranmasını amaçlar. Yazılı normlar diyince aklımıza ilk gelen şey yasalar. Dolaylı yoldan da Hukuk ve Adalet kavramlarını da beraberinde getiriyor.. Hukuk işin içine girdiğinde maddi yaptırım, devlet güvencesi varken diğer kural türlerinde manevi yaptırımlar vardır. Yasa da yapmazsan sonucuna katlanırsın mantığı olduğu için kuralkoyucuların insiyatifi ele alınır. İşte bu durumda da toplumumuzun yapı taşı bireylerimiz hukuk kurallarına uymaya devlet tarafından zorlanır ama yazısız toplumsal kurallarımızda uyma zorunluluğu yoktur. En fazla ben buna uymuyorum dersiniz ve garipsenirsiniz. Tabi bazı başkaldırışların da bu yazılı normlarla olmasa bile toplumun birlik ve beraberliğini bozmaya kalkışıldığı için cezası ağır olabilir. Buradan da bir toplumun bütünlüğünü bozucu şeyler devreye girdiğinde halkın kendi kendine fatura kesebildiği bir istisnayı ele almış olduk. Toplumsal normlar da diyebiliriz. Normlar topluma şekil verdiği gibi toplumda normlara bir kile şekil veriyormuş gibi şekil verir. Bir bütün olduklarını ve ayrılamadıklarını idda etsem hiç de garipsemezsiniz.

Son olarak , normlar mı toplumsal toplumsal mı normlar sorusunu tekrardan sizin huzurunuza sunuyorum. Bence normların oluştuğu yer toplum ve normlar toplumlara göre değişkenlik gösterir. Her toplumun kültür farkı olduğu gibi normların şekillenmesi de topluma göre değişebilir. Tabi ki bu normun toplumsal olduğu gerçeğini etkilemez. Normlar toplumsaldır. Toplumları bir hamur gibi yoğurur ama toplum da kuşaklarla birlikte bazı normları günceller. En basitinden artık çok bilindik göreneklerimizden birisi kırmızı kuşak bağlamak eskisi kadar rağbet gören bir uygulama değil. Özüne bakıldığında da dünyayı değiştirecek bir uygulama olduğu da söylenemez. İsteyen devam ettirsin istemeyen unutsun. İsteyen siyah gelinlik de giyebilir tabi. Kadın şöyle olmalı böyle olmalı değil. Kadın kadındır. Erkeklerin hakkını da savunmalıyız. Çocukların,hayvanların,herkesin,her şeyin... Kesimlere göre bazı normların şekillendiğini biliyorum. Kırsal kesimlerde kadınların susturulduğunu,okutulmayıp dışlandığını ve bunun dünyanın belli kesimlerinde örneklerinin olduğunu biliyorum. Bu bir normun insanların kendi çıkarlarına göre şekillenmesinin eseri. Aslında sadece norma suç atıp çekilmemek gerekli. Bilgiye erişimin bu denli kolay olduğu bir çağda yaşıyoruz. Dumanla haberleşmiyoruz ya da artık dünyanın kare olduğunu düşünmüyoruz. Her bilgiyi olduğu gibi almıyoruz daha doğrusu almamamız gerekiyor. Bazı bilgiler farklı bakış açılarıyla birden çok doğruya da sahip olabilir. Biz mantık çerçevesinde normlarımızı kaybetmeden ama her şeyi topluma indirgemeden devam ediyoruz. Psikoloji bireyi ele almanın eksikliğini farkederek bu boşluğu doldurmak amacıyla ortaya çıkıyor. Sosyoloji varken toplum bilimini biliyor ve insanı daha genel ele alıyorduk. Bireyin davranışını tek başına ele almamızla değişti bazı şeyler. Psikolojik etmenlerin önemini anladık ve de çok yol katettik. Sonrasında toplumun parçası olan gruplarda bireyi ele alalım düşüncesiyle Sosyal Psikoloji ortaya çıktı. Bugün bu yol haritası sayesinde bunları burada detaylıca konuşabiliyoruz. Psikolojimiz işin içine girince labirent biraz daha karmaşıklaşıyor özünde. Kısacası bizler insanız. Düşüncelerimiz,duygularımız,psikolojimiz çok çok farklı.Bizi ayrı kılan da bu farklılıklar. Yoksa birbirimizin aynısı olur çıkardık. Toplumu toplum yapan “Saygı ve Hoşgörüdür.”. Herkesin birbirine saygı duyduğu bir toplum hayal edelim. Kim yıkabilir ki bu topluluğu. Önyargısız bakmaya adım attığımız takdirde çözülemeyecek sorun kalmıyor. Bence son yıllarda bu konuda çok iyi gidiyoruz. Normlarımızla toplumsal ya da diğer tabirle toplumsal normlarımızla toplumda bir bütün olarak huzurla ileriye doğru bakabiliriz. Kimsenin ötekileştirilmediği, sırf toplum istiyor diye kendi olmaktan vazgeçmediği, özgür seçimlerimizden ibaret olduğumuz bir toplum olmamız umuduyla...

Şevval ATALAY

Yorumlar